İNTERNET VE BİZ
İNTERNET VE BİZ
Bilişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte 1980’li yıllarda doğan ve ülkemize 1990’lı yıllardan sonra teşrif edip hayatımıza derinlemesine giren “İNTERNET” ve onun yan ürünleri günlük yaşantımızın her bir hücresine adeta nüfuz ederek yaşamımızın olmazsa olmazı haline gelmiş bulunmaktadır.Her köşe başında mantar gibi biten internet kafelerle, çocuklarımız, gençliğimiz boş zamanlarını masa başında bilgisayar karşısında değerlendirmeye (!) başlamış bulunmaktadır.
Çocukluğunda bilgisayar ve internet çağını yaşamamış olan bizim gibi orta yaşlılar; çelik çomak, saklambaç, yakan top v.b. oyunlarla ilk gençlik çağımıza girmişken, bizim çocuklarımız bilgisayar ve playstation oyunları ile büyümekte, bizim oyunlarımızdan bihaber yetişmektedirler.
Peki bu kötü mü? Bilgisayar çağındaki çocuklarımız, çelik çomağa dalıp bilgisayardan bigane kalıp, çağdaş ülkelerin gerisinde mi kalsınlar? Elbette ki hayır! Ama her şeyin bir ölçüsü var...İlk veya orta öğretim çağında olup, günün en az yarısını okul sırasında, bir diğer kısmını evde masa başında ders çalışarak geçiren ve kalan zamanında sokağa çıkıp, koşup oynaması ve oynadığı oyunları ile bir nevi spor yapması gereken çocuk; bu vaktini de İnternet kafede bilgisayar başında –hamburger,kola eşliğinde-oturarak geçirirse sonuç ne olur? Ne olacak?Bugünün bilgisayar çocukları yarınların obezite mahkumu, sağlıksız ve mutsuz nesiller haline gelirler? Kendimizin ve daha önemlisi çocuklarımızın geleceğini düşünüyorsak, önlemi bugünden almalıyız? Bu iş gecikmeye gelmez....
Bu noktada olaya bir de bizim açımızdan bakalım...İnternet ve biz-meslek mensupları- nasılız acaba? Aramız nasıl, bu şeytan (!) icadıyla? Sanırım son bir-iki yıldır, daha fazla samimiyiz, daha fazla sıkı fıkıyız o zat-ı namuhteremle...Ben kendi adıma özeleştiri yapayım bu noktada... Benim yaşadıklarım bir çoğunuzun yaşadıklarının ve bundan sonra yaşayacaklarının tıpatıp aynısı...
Eskiler ne demişler? “Tüfeng icat oldu, mertlik bozuldu.” Aynen bunun gibi “İnternet icat oldu, muhasebecilik bozuldu?” Evet interneti yoğun olarak kullanan biri olarak iddia ediyorum bunu....Birkaç tane e-mail adresi olan, hotmail ve yahoo messenger’ı kullanan, bir sürü mail grubuna üye olan, internet üzerinden adeta bir banka şubesi gibi bankacılık işlemleri yapan, vergi mevzuatını online takip eden biri olarak bu internetten şikayetçiyim hakim bey!
İnternet çıktı, üzerine bir de ADSL geldi oldu size kaymaklı kadayıf....E-bildirge dediler, SSK işlemlerini oturduğumuz yerde yapar hale geldik, keza E-beyanname dediler o da aynı....Güya işlerimiz kolaylaştı, SSK ve vergi dairelerindeki kuyruklardan kurtulduk. İyi güzel de sanki, meslek mensupları olarak bu arada devletin yarı-resmi veya gayr-i resmi memurları haline dönüşmeye başlamadık mı, ne dersiniz? Eskiden Maliye ve SSK memurlarının yaptığı beyanname-bildirge kabul, inceleme ve tahakkuk fişi kesme işleri sessiz sedasız bizim üzerimize ihale edilmedi mi? Yarın, öbür gün her iki kurumda yapılan diğer işler de ufak ufak, “online ortamda, kuyruklara girmeden, oturduğun yerde”sloganıyla bize kaydırılırsa şaşmayın.
SSK ve Maliye memurlarını ve zaman içinde diğer ilgili kurumların işlemlerini online ortamda biz yapacaksak, orda ki memurlar, çalışanlar ne iş yapacak? Eğer onlar yapacaksa bizim yaptığımız ne? Hem onca işi, işimizde kolaylık (!) adına yükleneceğiz hem de bunun bize bir getirisi olmayacak? O zaman hepimiz devletin yarı resmi tahsilat (!) memurları olalım, her işimizi internet üzerinden online ortamda yapalım, maaşımızı da devletten alalım. İster bize belli miktarda maaş versin, isterse bizim aracılığımızla devlet kasasına giren vergi gelirleri üzerinden belirli bir oranda prim versin? Tabii ikinci seçenek daha karlı, her iki taraf için de ? Hele öyle yapsın, bak o zaman nasıl vergi toplanıyor? Vergi gelirleri, borsa gibi tavan yapıyor, rekor üstüne rekor kırıyor....
Sözün özü, dostlar!...Ben bu internetin bizim lehimize mi aleyhimize mi çalıştığını bir türlü anlayabilmiş değilim.Masa başında internet üzerinden işlemlerimizi yapmaya devam ettikçe belki vakit kazanacağız, ama daha değerli bir şeyi kaybedeceğiz, sağlımızı...Spor yapmayan, hareket etmeyen, masa başında çalışan biz muhasebeciler gelecekte, şişmanlık, bel fıtığı, kalp, mide ve bilumum hastalıklara karşı tamamen savunmasız durumda olacağız ve masa başında oturarak kazandığımız o paralar da sağlımızı geri getirmeye yetmeyecek.
Hadi dostlar kıpırdayın biraz...Kalkın, silkinin; benim gibi spordan bihaber olsanız bile hiç olmazsa bir beyannameyi bahane edin, vergi dairesine gidin, oranın merdivenlerini tırmanmak bile yeter bize spor olarak...Hiç olmazsa bunu yapalım...Kaybolan para yine kazanılır ama, elden giden sağlık çok zor geri gelir.Herkese sağlıklı, mutlu ve hareketli (!) günler diliyorum.
03.03.2005
Zeki ÖZBAY
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır